Viceroy içen adama borç para verme
bordo kumaş pantolonlu ile dalaşma
değil yerine deyil yazan ile sohbeti kes
-de yi -da yı cümle içinde kullanamayanla, soru eki -mi,-mı, -musun? u ayrı yazmayanla bir daha yazışma.
"şey" i ayrı yazanlarla yazış.
"ya da" nın ayrı "veya" nın bitişik olduğunu bilenle mesajlaş...
"kocişimle kahvaltı keyfi" adında fotograf paylaşan kadın
tarzını arkadaş listenden çıkar
yağmurda yürümeyi ve yeşillik yemeyi sevenleri sev
"acı olsun mu" diyen garsona "evet lütfen" diyen kızı nikahına al
"arkadaşım" diye cümleye başlayan adamla rakı içme
sabah sporu yapan adamla tartışmaya falan girme :)
"sırtına yel girmiştir" diyen teyzeye gülümse
yolda cevirip 'bi cigara' isteyene iki sigara ver
sabahları yüzünü soguk suyla yıka
ılık su iç
aşkta gurur yap
çingeneleri çok sev
kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma
lüzumsuz yere sus
bazen, Ahmet Kaya dinle
cool ol
her gün traş olan erkeklerden olma, kirli sakal iyidir
kusmaktan korkma, farelerden kork
annene iltifat et
babanla derin konuş
abinden para isteme
ablanın kilosunu sorma
kardeşine örnek ol
gerekli gereksiz korna çalana küfret
saçmalama
salın gel arada
yılışma
yapışma
ısrarcı olma
renkli gözlülere sırrını verme
keçi sakallılarla kavgaya girme
bıyıklı kızlarla sevişme
gri kruvaze takım elbise giyme
bi saat tak
yanan mum ile oyna
sürüye katıl
Lays sade, taze meyven satmayan bakkalla alışverişi
kes
dayınla maça git
karanlıktan kork, ama yine de ışığı yakma
baklava desenli kazak giyenlerin samimiyetine inan
selfie olayını abartma
taşlanmış kot giyme
otobüste yaşlı amcalara yer ver, eğer kadınsan teyzelere verme.
eğer erkeksen yaşlı teyzelere yer ver.
güzel olduğunu sanan salak yer verme
duraga gelmeden düğmeye bas
arka kapıdan in
eti yağsız, domatesi tuzlu ye,
kuyruk yağından tiksin, damar tıkanıklığı ile uğraşma ilerde.
çayı şekersiz ve demli sev,
kadında ilk gözlere bak
dolar alma, sen alınca düşer
dolar satma, sen satınca yükselir
kışın atkı tak
ucu kıvrık makasların olsun
çakmaklarını kaybetme
hızlı yaşa, erken ölme.
dostunu ele verme
yaralarının kabuklarını kopar, bir şey olmuyor
her sabah yıkanma
ter kokma
ayak da kokma
zengin kalkışı yapma
ucuz telefon kullan
iyi sigara iç ya da hiç içme
her gün aynı saatte uyuma
her sabah aynı yerde uyanma
kendini övenlere güvenme,
bencil olanlara güvenme
kadınlara güvenme
erkeklere de güvenme
insanlara güven
yalnızlığa küfretme
kadına bayan deme
uyunmadan gün bitmez
gece üçte iyi sabahlar deme
niyetli misin diye sorma
geçiyorken uğrama
zamanından önce varma
inatlaşma
inatlaşandan kork
iki yüzlüden, sinsi kızlardan deli gibi kork
dedikodudan da kork
karpuz kesilmeden kalkma
yoğurdu üfleyerek yeme
tehdit edeni takma
saati erkene kur, uyanma
oyalan
yaşa
aşk acın olsun
biraz da baş ağrın...
hayallerin olsun
uyamadığın kararların olsun
Hayattan öğrendiklerimin yüzde sıfır nokta sıfır sıfır biri
bunlar
Daha çok şey var öğrenecek öğretecek.
Ama boşver aslında, bir halt öğrenme.
bir dost...
23 Nisan 2014 Çarşamba
Hayata Dair Üç Beş Şey İşte...
Etiketler:
antiviral,
baş dönmesi,
bir dost,
cığara,
demli çay,
kadınlara güvenme,
karın ağrısı,
kuyruk acısı,
kuyruk yağı,
saçmalama,
sigara,
şey,
veya,
viceroy,
ya da,
yaranın kabuğunu kopart,
yılışma
Hayat üzerine bir yazı, ve "Tek Tadımlık Hayat"
Bugün sizlerle bu kitap hakkındaki düşüncelerimi ve kitabın bazı sayfalarını paylaşacağım.
Ki bu kitap, okumanızı tavsiye edebileceğim, hayatınıza güzel dokunuşları olabileceğini düşündüğüm bir yapıt.
Tamamı 247 sayfa.
Dün gece bitti, ve gecenin bir vakti de olsa bir şeyler yazma isteği uyandırdı içimde.
Birazdan sizlerin de okuyacağı üzere önce hayata, sonra kitaba dair bir şeyler karaladım.
Yazdıklarımı ben de okudum da şimdi, hissettiklerimi tanımlamakta çok yetersiz kalmışlar aslında.
Sözettiğim üzere, bugün sadece bu kitapla ilgili değil, biraz da hayata dair düşüncelerimi içerecek bu yazı.
Fotoğrafların diliyle anlaşalım bugün hadi...
İyi okumalar.
Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!
Bugün 23 Nisan...
Hayır efendim, öyle neşe falan dolmuyor insan!
• • algılama güçlüğü çeken, öğretmenleri ve arkadaşları ve hatta akrabaları tarafından alay edilen küçük kuzenim, bu bayramı gönül rahatlığıyla kutlayamıyorken,
• • Ve, ülkesini-evini-arkadaşlarını savaş yüzünden terk etmek zorunda kalan, '50kuruş' ve bir kaç kelime dışında dilini bile bilmediği bir ülkede yaşam mücadelesine erken başlayan çocuklar varken,
• • Ve, mutsuz,umutsuz, hayatlarından bezmiş anne babaların çocukları; her şeye inat gülmek isterken,
• • Ve, üç kuruş para kazanmak uğruna kırmızı ışıktaki arabalar arasında hayatını hiçe saymak zorunda olduğunu düşünen çocuklar varken,
• • Ve, ağır şartlar altında çalışan çocuk işçiler hala varken,
• • Ve, babası olmayan, ama kardeşine bakmak zorunda olduğu için eğitimini yarıda bırakıp çalışmak zorunda olan çocuklar varken...
Bugün 'hala' 23 Nisan!
Hayır efendim, çocukluktan kalma bir alışkanlıkla da olsa; neşe falan dolmuyor insan!
Ancak ülkemdeki bu acı tablolara rağmen, dünyada sadece bizim 'çocuk' bayramımız olduğu ayrıcalığını bilmek bile onur verici, ve bu bayram adının sadece 'çocuk bayramı' olmadığını bilmek de bir o kadar umut verici.
23 Nisan ULUSAL EGEMENLİK ve Çocuk Bayramımız kutlu, mutlu, güzel olsun dostlarım.
Daha nice umut dolu 23 Nisan' lara....
bir dost...
Etiketler:
23 nisan,
ATATÜRK,
ayık olun,
bir dost,
çocuklar,
dost tavsiyesi,
sitem,
ulusal bayram
26 Mart 2014 Çarşamba
Erken Kaybedenler- Emrah Serbes
Emrah Serbes üstüne yazılacak çok şey var aslında.
Kendisi bir dönem Behsat Ç.'nin yazarlığını yapmış, yazım dili oldukça güçlü bir isim. Ancak şimdilik bu kadarıyla söz etmekle yetinip, Erken Kaybedenler' den bahsedeceğiz.
"Erken Kaybedenler" bir hikaye kitabı.
Yazar diğer eserlerinde olduğu gibi bu kitapta da gayet yerinde ve güzel cümleler eşliğinde işliyor hikayelerini.
Kimi zaman 8, kimi zaman 11 yaşında olan küçük bir adamın gözlerinden gösteriyor dünyayı.
Eserin çoğu yerinde, "hiç bu açıdan bakmamıştım" dedirten cümleler kuruluyor.
Okuyucuyu yormayan, sıkmayan, akıcı bir üslubu var Emrah Serbes' in. Bir hikaye bittikten sonra diğerine başlamak için sabırsızlanıyorsunuz.
Bir, ya da iki günde bitebilecek bir kitap.
Bana kalırsa tüm erkek ve bayan arkadaşlarım okumalı.
Bir dost. :)
21 Mart 2014 Cuma
"Sabah Uykum - Ahmet Batman" üzerine...
Sabah Uykum.
Aaaah, ah!
Bu kitabın adına bayılıyorum!
Ahmet Batman' ın "Soğuk Kahve" den sonraki kitabı. Kitaplığımdaki "özel kitaplar" bölümündeki yerini çoktan aldı bile!
Yine, bir kaç saatlik mesai ile bir günde, tabiri caizse nefes almadan okuduğum bir kitap bu. Şöyle de diyebilirim aslında, her yeni sayfasında farklı bir ruh haline büründüğünüzden soluğunuzu başka başka alıp veriyorsunuz bu kitabı okurken.(Nası' da enteresan bir cümle oldu bu böyle :) )
Bir sayfada ağlamaklı olup, diğer sayfasına tebessüm ile başlıyorsunuz.
Genel anlamda melankolik bir kitap.
Toplamda 220 sayfa, ama alışıla geldiği üzere her sayfası yazılarla dolu değil. Şöyle ki, bazı sayfalarında sadece bir cümle bulunurken, bazı sayfaları 5-10 satırlık cümleler topluluğu, bazı sayfaları ise yazı ile dolu olabiliyor.
Kitabın geneli aşk üzerine. Terkedilmek, sonrasında çekilen acılar, yaşama yeniden ama O' nsuz adapte olabilme durumları, vesaire.
Şimdi sizlerle kitaptan beğendiğim bazı yazıları paylaşıyorum.
- "Aşk öyle bir şey ki; binlerce ağır cümle ile gidemiyorsun ama, bir lafı ile kapısına koşuyorsun."
- "Unutmadan bir de sensizlik kaldı bende. Sen kimde kaldın?"
- "Git dedi. Ağır attım adımlarımı, kapıya yaklaşırken ona uzaklaşmak sanki dünyadaki tek derdimdi."
- "Yerine koyamadıklarımızın gitmesi koyar sadece."
- "İnsan yeteneklidir; Hiç olmayacak biri için bütün hayatını mahvedebilir."
- "Belki sen benim değilsin ama, ben sende ölecek kadar senindim."
- "Sen benim canımın yandığı yerdesin ama orada bile bana mutluluk veriyorsun."
- "İşin özü, güvenebildiğin kadar seversin, ama sevdiğin kadar güvenemezsin!"
- "Senden sonra çalmadı telefonum, ve gelen mesajlarda adın yoktu. Şimdi diyorsun ki canın yanıyor mu? Yanacak bir canım kalmadı. Gel küllerimi süpür."
- "Aşk artık benim için, içinde sen olan hayallerimi başkasının yaşaması..."
- "Ben sana gelirken kendimden vazgeçmeye razıyım da, sen beni sevmek için neye razısın? Ben ben olup sana gelirken, sen kim olup benden kaçıyorsun? "
-"İçinde biri varken başkasında kendini göremezsin! Gece olmuş, gündüz olmuş fark etmez."
- "İlla yarım kalacaksak, yarım sende kalsın."
- "Belki bir şarkının notaları olarak doğduk. Seni şarkının sonunda beni şarkının nakarat kısmına koydular belki... Dillerde hep ben dolaştım ama sonum hep sen oldun. Bitmeseydin iyiydi, lakin mümkün değildi."
- "Seven bir adam dünyadaki en yakışıklı adamdır, ve hiçbir zaman seven kadından daha güzelini bulamazsınız. Hayat çok seveceğiniz birini aramakla bulmak arasında gelip giden bir süreç ve bizim yapabileceğimiz en güzel şey doyasıya sevmek. Sabah uykusu kadar sevebileceği biri lazım insana. Sen gibi, senin gibi, sana benzeyen."
- "Ben aslında sana bizi anlatmak isterdim, yani tamamlanmayan bir biz ne kadar anlatılırsa o kadar işte. Dün gece izlediğim filmin yarısında kaldım oysa film çok güzeldi ama alışmışım her şeyin yarısında kalmaya. Sen de çok güzeldin. En yarım halinle bile çok güzeldin."
Vesaireee, vesaire... Demem o ki güzel kitap, aşk acısı çekenler için bilhassa.
Ama unuttuğunuz bir acı varsa kalbinizde, okuyarak yeniden deşmeye gerek yok bana kalırsa.
"Yok ben etkilenmem" diyenlereyse tavsiyemdir.
Hoşçakalın.
bir dost :)
20 Mart 2014 Perşembe
Bugünkü konuğum "Pucca" - Pucca'nın Günlüğü kitabı üzerine
Merhabalar yeniden! :)
Bugünkü konuğum "dizüstü edebiyat" serisinden 1 numaralı Pucca Günlük. Bana Bridget Jones' un günlüğünü hatırlatıyor bu kitap. Onun gibi günlük-hikaye formatında yazılmış olmasından sanırım.
Edebi açıdan haz almaya bakanlar için önerebileceğimi söyleyemem, ancak kitap okumaktan hoşlanmayan veya çok sayfalı kitapları okumaktan sıkılan bayan arkadaşlara bir numaralı tavsiyemdir. "Bayan Arkadaşlar" diye özellikle belirtiyorum, çünkü erkek arkadaşların ilgisini pek de çekebileceğini düşünmüyorum. (Okuyanlar fikrime katılacak :) )
Toplamda 357 sayfa.
Okuma hızınıza bağlı olarak bir veya maksimum üç günde bitirebileceğiniz bir kitap.
Bu kitabı sıkılmadan, heyecanla, çoğu sayfasında sırıtık bir yüz ifadesi ile okuyor olacaksınız.
Okurken, kendinizi adeta olayların içinde buluyorsunuz ve her sayfayı "Oha!, Bakalım şimdi ne olacak?!" diye düşünerek çeviriyorsunuz.
Kitap bittikten sonra Pucca' yı merak edip internette aratacak, kitabın devamı olan günlükleri hemen edinmek isteyeceksiniz.
Tavsiyemdir.
bir dost :)
Edebi açıdan haz almaya bakanlar için önerebileceğimi söyleyemem, ancak kitap okumaktan hoşlanmayan veya çok sayfalı kitapları okumaktan sıkılan bayan arkadaşlara bir numaralı tavsiyemdir. "Bayan Arkadaşlar" diye özellikle belirtiyorum, çünkü erkek arkadaşların ilgisini pek de çekebileceğini düşünmüyorum. (Okuyanlar fikrime katılacak :) )
Toplamda 357 sayfa.
Okuma hızınıza bağlı olarak bir veya maksimum üç günde bitirebileceğiniz bir kitap.
Bu kitabı sıkılmadan, heyecanla, çoğu sayfasında sırıtık bir yüz ifadesi ile okuyor olacaksınız.
Okurken, kendinizi adeta olayların içinde buluyorsunuz ve her sayfayı "Oha!, Bakalım şimdi ne olacak?!" diye düşünerek çeviriyorsunuz.
Kitap bittikten sonra Pucca' yı merak edip internette aratacak, kitabın devamı olan günlükleri hemen edinmek isteyeceksiniz.
Tavsiyemdir.
bir dost :)
Muhteşem Gatsby! (Film)
The Great Gatsby. Türkçe adıyla,
"Muhteşem Gatsby". Konu başlığı olarak yazarken parantezde
"film"diye belirtme gereği duydum çünkü kitaptan uyarlanan bir film.
(F. Scott Fitzgerald)
2013 yapımı bir Amerikan filmi.
Bir 'drama' ve 'romantik' harmanı olan bu film, gerek kurgu, gerek görsel, ve
gerek oyunculuklar olarak izleyiciyi oldukça tatmin ediyor. Film başrollerini
Leonardo DiCaprio, Tobey Maguire (örümcek adam serisinden hatırlarız
kendilerini), Carey Mulligan üstleniyor.
E' tabi oyunculardan ve oyunculuklardan bahsetmişken, filmin başrol oyuncusu olan Leonardo Dicaprio' dan da bahsetmesek olmaz. :)
Filmde; genç, zengin ve yakışıklı bir centilmen rolünü üstlenmiş. Bu
'rolü üstlenmiş' sözü biraz bayağı kaldı, çünkü adam rol yapmıyor, siz gerçekte
de öyle biri olduğuna (en azından Leonardo' nun gerçekte de öyle olduğuna)
inanıyorsunuz.
Hikaye 1922 yazında
Newyork ve Long Island' da geçiyor, ve ölümsüz bir aşkı konu alıyor. Film 1920' lerin ekonomik durumunu
yansıtmakla beraber, yine filmde 1. Dünya Savaşı sırasındaki Amerika' yı görüyorsunuz.
Ekonomik durum demişken, filmin bir sahnesinde kahramanlarımız benzin almaya
gidiyor, ve 3 Amerikan Dolarına(!) neredeyse tüm depoyu full' lüyorlar. Filmde, bunun gibi bir
çok enteresan değişimi görebilir dikkatli bir izleyici.
Filmin 2 Oscar' ı bulunmakta. imdb puanı ise 7,4 . Ben de bu puana katılmakla birlikte filmdeki kostümlerden, film görsellerinden ve soundtracks (film müzikleri) 'lerden oldukça etkilenmiş bulunmaktayım. Bir şarkı var mesela, Lana Del Rey' in söylediği "young and beautiful" filmi izledikten sonra her gün dinlediğim parçalar listesine eklendiler kendileri, -ki öncesinde de bu şarkıyı bilmeme rağmen dikkatimi çok da çekmemişti. Bu adresten siz de bir dinler, filmin fragmanını yine bu videoyla izleyebilirsiniz ...
http://www.youtube.com/watch?v=LVHU_YWV3e4
Filmi izlemenizi öneririm. İzlemeye karar verirseniz ise şimdiden iyi seyirler! :)
bir dost :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





